Aralıklı / Fasılalı çalışmalarda kıdem tazminatı hesabı

Aralıklı çalışmalarda kıdem tazminatı

İşçi bazen bir işyerinde çalıştıktan sonra o işyerinden çıkmakta ve ilerleyen dönemlerde tekrar aynı işyerinde işe başlayabilmektedir. Hatta bunun ikiden fazla olması da mümkündür. Bu halde, işçinin fasılalarla yaptığı bu çalışmaların tamamı kıdem tazminatına esas kıdem hesabında dikkate alınmalıdır? Yoksa sadece son çalıştığı dönem mi esas alınmalıdır?

Kıdem tazminatı

Kıdem tazminatı için iki temel şart bulunmaktadır. Bunlardan ilki, işçinin o işyerinde kıdeminin en az bir yıl olması ve ikincisi ise, iş sözleşmesinin kıdem tazminatını hak edecek şekilde sona ermesidir. Daha önce kıdem tazminatı alma şartlarını ayrıntılı olarak yazdığım için tekrar o konuya girmeyeceğim. Konumuz bakımında bilinmesi gereken; kıdem tazminatının, işçinin çalıştığı her bir yıl karşılığında son brüt ücreti üzerinden hesaplanıyor olmasıdır. Bu durumda, işçinin kıdemi ne kadar çoksa alacağı kıdem tazminatı da o kadar çok olacaktır.

Aralıklı ya da fasılalı çalışma ne demek?

Bunu bir örnekle açıklamak isterim. İşçi, A şirketinde çalışmaya 2004 yılında başlamış olsun. Bu işçi 2007 yılında işten ayrılmış ve 2009 yılında tekrar işe başlamıştır. Ardından 2011 yılında ayrılarak 2012 yılında tekrar işe başlamıştır. Son olarak 2015 yılında işten ayrılmıştır. İşte bu işçinin 2004-2007, 2009-2011 ve 2012-2015 arasında olmak üzere 3 dönem çalışması vardır. Yani işçi 3 dönem fasılalı olarak aynı işyerinde ya da işverene bağlı olarak hizmet ifa etmiştir.

Kıdem tazminatına esas süre, hepsinin toplamı mıdır?

Önce bir Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararına beraber bakalım. Hukuk Genel Kurulu 17.04.2013 tarih ve 2013/522 esas numaralı kararında şöyle demektedir:

“Kanunda düzenlenen haller dışında, tarafların serbest iradeleriyle de eski dönemi tasfiye ettikten bir süre sonra, yine serbest iradeleriyle ve o andaki şartlarla yeni bir sözleşme ilişkisine girmeleri her zaman mümkündür. Ancak, kanunda düzenlenen haller dışında tarafların iradesiyle gerçekleşen fasılalı çalışmalarda, eski dönemin hukuka uygun olarak tasfiye edilip edilmediğinin açıklığa kavuşturulması zorunludur.

Fasılalı çalışmalarda, işçinin ilk dönem çalışmasının hukuka uygun ve işçinin serbest iradesiyle tasfiye edilmesi halinde, işçinin hakları bakımından ikinci dönem çalışma ilkinden bağımsız olarak belirlenecektir. Sonraki döneme ait hakların önceki dönemden bağımsız değerlendirilmesi, aynı zamanda ilk dönemden bağımsız bir iş sözleşmesinin varlığı anlamına gelmektedir. Kağıt üzerinde fesih ve işe giriş işlemi yapılmakla birlikte, işçinin kesintisiz çalıştığı durumlarda ise işçinin çalışması bir bütün olarak dikkate alınacaktır.”

Yukarıdaki karardan da açıkça görüleceği üzere kural olarak, işçinin aralıklı çalışma süreleri birleştirilir ve kıdem tazminatı bu süreye göre hesaplanır. Ancak burada önemli olan husus, önceki çalışma dönemlerinin nasıl sona erdiğidir.

Önceki çalışma döneminin sona erme sebebi

İşçinin fasılalı çalışmaları varsa, her dönemin sona erme şekline tek tek bakılması gerekir. Bu dönemlerin içinde, işçinin kıdem tazminatı almaya hak kazanmadan ayrıldığı dönemler varsa; bunların toplam süreden düşülmesi gerekecektir. Bir örnekle somutlaştıralım.

Yukarıdaki örnekte işçinin 2004-2007, 2009-2011 ve 2012-2015 olmak üzere üç dönem çalışmasının olduğunu varsaymıştık. Bu dönemlerden ikincisinde işçinin işten istifa ederek ayrıldığını kabul edelim. Bildiğiniz üzere istifa eden işçi kıdem tazminatına hak kazanamamaktadır. O halde işçinin toplam kıdem süresini hesaplarken, 2009-2011 tarihleri arasındaki bu süreyi dikkate almamamız gerekecektir.

Aralıklı çalışmalarda kıdem tazminatı zamanaşımı

fasılalı çalışma

Bir başka sorun da, böyle bir durumda işçinin eski dönem çalışmalarından birinin ya da birkaçının üzerinden 10 yıldan çok süre geçmiş olmasıdır. Örneğin 1999-2002, 2005-2008 ve 2010-2014 yıllarında çalışması olan bir işçinin ilk işten ayrılış tarihi olan 2002 yılının üzerinden 10 yıldan uzun zaman geçtiğinden, bu süre kıdem tazminatı zamanaşımına uğramış mıdır?

Bunun cevabını da yine bir Hukuk Genel Kurulu kararıyla verelim: “Somut olayda davacı 28.11.1993-27.11.1994 tarihli çalışma döneminin sona ermesinden sonra kıdem tazminatı için aranan 10 yıllık zaman aşımı süresi dolmadan 19.6.1995-21.12.1995 döneminde aynı işyerinde yeniden çalışmaya başlamıştır. Dairemizin emsal nitelikte ki geçmiş kararlarında da belirtildiği üzere fasılalı çalışmalar arasında 10 yıllık sürenin geçmemesi halinde 1475 s. Kanun’un 14/2madesi uyarınca hizmetleri birleştirilmek suretiyle tüm hizmet süresi üzerinden kıdem tazminatı hesaplanmalıdır.” (24.03.2010, 2010/172 E.)

Görüldüğü üzere, aralıklı çalışmalar arasında 10 yıllık zamanaşımı süresi dolmamışsa, daha önceki dönemler zamanaşımına uğramamış kabul edilmektedir. Uç bir örnekle daha iyi anlaşılmasını sağlayalım. İşçi ilk döneminde 1981-1990, ikinci döneminde 1999-2002 ve üçüncü döneminde 2011-2015 tarihleri arasında çalışmış ve 2016 yılında dava açmışsa, bu işçinin hiçbir kıdem tazminatı zamanaşımına uğramamış demektir. Çünkü çalışma dönemleri arasında hiçbir zaman 10 yıldan çok süre geçmemiştir.

SONUÇ

Kısaca özetlemek gerekirse; işçinin aralıklı çalışmalarının birleştirilerek kıdem tazminatının hesaplanması gerekmektedir; ancak şu hususlara dikkat edilmesi önemlidir.

  • Kıdem tazminatı hak etmeden işçinin işten ayrıldığı dönemler dikkate alınmaz.
  • İki aralıklı çalışma dönemi arasındaki süre 10 yıldan uzunsa, önceki dönem zamanaşımına uğramış olur.

 

 

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (1 oy / LÜTFEN yıldıza tıklayarak YAZIYA OY VERİNİZ / ortalama: 5,00 / 5)
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
yazar kafe
Bumerang - Yazarkafe
Başka bir yazı:
4817 kıdem tazminatı
Yabancı işçinin kıdem tazminatı hakkı

Kıdem tazminatı, İş Kanununa tabi olarak çalışan işçiler için en önemli tazminatlardan birisidir. Yabancı uyruklu bir işçi için de kıdem...

Kapat