İşe girerken imzalanan senet geçerli midir?

İşçiden senet alınması

İşçiden işe girerken senet alınması çalışma hayatımızda rastlanan bir durumdur. Uygulamada teminat senedi ya da güvence senedi olarak bilinen bu senetler bazen belirli miktarı ihtiva ederken, çoğu zaman ise tutarı boş bırakılarak imzalanmaktadır. Peki bu senetler geçerli midir? İşten ayrılan işçi, karşısında icra takibi olarak bu senetleri bulursa ne olur?

İşçiden neden senet alınır?

Kesinlikle yanlış bulduğum bu uygulama, aslında temel olarak işçinin zayıf taraf olmasından kaynaklanmaktadır. İşe ihtiyaç duyan, geçindirmesi gereken bir ailesi olan ya da bir an önce iş sahibi olmak isteyen işçinin önüne senet koyulmakta ve işçiden imzalaması istenmektedir. İşverenler bu senedin gerekçesini, işçinin işyerine her hangi bir zarar vermesi ya da işi aniden bırakmasının engellenmesi olarak açıklamaktadır.

İşçiler ise çoğu zaman çaresizlikten ve bazen de işveren duydukları güvenden dolayı bu senetleri imzalamaktadır. Hatta bu senetlerin üzerlerindeki miktar bölümünün boş bırakıldığı ve yazılacak rakamın işveren tarafından serbestçe belirlenebildiği de görülmektedir.

İşçiden alınan senet işçinin karşısına çıkarsa!

İşçi zamanı geldiğinde, o ya da bu nedenle, işten ayrılmaya karar vermektedir. Bazı durumlarda haklı gerekçelerle, bazı durumlarda ise hiçbir gerekçesi olmaksızın işten ayrılmak isteyebilmektedir. İşçi ister işverene maddi bir zarar vermiş olsun, isterse onunla başka sorunlar yaşamış olsun; işten ayrıldıktan bir süre sonra acı gerçekle karşılaşabilmektedir.

İşçinin ikametgah adresine gelen bir icra takip emrinde, işçinin işverene senet karşılığı borcunun olduğu ve belirli bir sürede borcun ödenmesi gerektiği belirtilmekte ve ödenmeyen borçlar icra takibine konu olmaktadır.

İşçinin imzaladığı senet nedeniyle ödeme yapmak zorunda mı?

Bunun için öncelikle bir avukatla görüşerek icra takibine itiraz edilmesi gerekmektedir. Bundan sonraki süreç hukuki bir süreç olup uzmanlık alanım dışındadır. Ancak bu tip davaların genelde nasıl sonuçlandığını birazdan açıklayacağım. Bu tip bir senetten kurtuluş olup olmadığına beraber bakalım.

İşçinin imzaladığı senedin durumu mahkemece incelenir

genel tatil is mahkemesi iscidunyasi

Yargıtay kararlarına baktığımızda her bir senedin ayrıntısıyla tahlil edildiğini görüyoruz. Yargıtay; senedin düzenlenme tarihine bakmakta, senedin kaynaklandığı borç ilişkisini sorgulamakta ve hatta tanık dinleme yoluna gitmektedir.

Bir başka deyişle Yargıtay; direkt olarak senedin varlığını yeterli görmemekte ve işçinin lehine yorum genişleterek tanık dahi dinlenmesini istemektedir. Senedin gerçekten bir borç ilişkisinden kaynaklanıp kaynaklanmadığını araştırmaktadır.

Yargıtay kararları

Aşağıdaki Yargıtay kararları okuyuculara yol gösterecektir. Bu kararlardan da görüleceği üzere, bir şekilde işe girerken ya da çalışırken senet imzalamış işçilerin umutsuzluğu kapılmasına gerek yoktur. Bu işçiler mutlaka hukuki mücadelesini sürdürmeli ve iyi bir avukatla çalışmalıdır.

İş Hukuku, işçi ve işveren ilişkisinde işverenin sosyal ve ekonomik bakımından güçlü olması, işçinin korunması ve işçi lehine yorum ilkeleri dikkate alınarak, sözleşme hukuku alanından ayrılmış ve farklı kurallar getirerek gelişmiştir. Bu sebeple İş Hukukunda, düzenlenen belgelere karşı işçi lehine tanık dinletilmesi yoluna gidilmektedir. İş sözleşmesinin bağıtlanması sırasında alındığı iddia olunan bononun teminat karşılığı olup olmadığı tanık dahil her türlü delil kanıtlanması mümkündür.

Somut olayda, davacı …’ın, 22.01.2009-05.05.2010 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde satış elemanı olarak çalıştığı sabittir. İcra takibine konu, 25.000,00 TL bedelli, 29.07.2009 keşide tarihli, 20.04.2010 vade tarihli, keşidecisi davacı işçi …, kefili işçinin kardeşi davacı …, lehtarı davalı işveren … olan, “bedeli nakten ahzolunduğu” ifadesini taşıyan senedin teminat senedi olduğu ve senetten kaynaklı bir borcun bulunmadığı iddia edilmektedir. Davalı işverence ise, icra takibine konu senedin teminat senedi olmayıp borç mutabakatı neticesinde düzenlendiği, davacıdan işe girerken alınan kefilsiz teminat senedinin ise doldurulmayıp icra takibine konulmadığı savunulmuş ve dosyaya keşidecisi …, lehtarı … olan imzalı ve fakat sair kısımları boş bir senet sunulmuştur.

İcra takibine konu senedin düzenlenme tarihi 29.07.2009 tarihidir. Bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere, cari hareket raporundan, iddia edilen borcun işverence oluşturulma tarihinin, senedin düzenlenme tarihinden sonra olduğu anlaşılmaktadır. Davacı tanıkları da, işyerindeki uygulama gereği işe girişlerde teminat senedi düzenlendiğini, kendilerinin de aynı şekilde senetlere imza attıklarını, hatta düzenlenen ilk senetlerin kefilsiz olmaları sebebiyle ikinci kez kefil imzalı senetler düzenlendiğini beyan etmişlerdir. 03.05.2012 düzenlenme tarihli bilirkişi raporunda, davalı işverenin 18.143,17 TL’lik alacağı bulunduğu mütalaa edilmiş ise de, anılan mütalaanın dayanağı işverence tek taraflı olarak düzenlenen işyeri kayıtları olup, tek başına itibar edilemez. Davalı işverence ise, anılan kaydın oluşturulmasına esas borç ilişkisi usulünce delillendirilerek somut bir şekilde ortaya konulmuş değildir.

Yapılan açıklamalar ışığında varılan neticede, davalı işverence işçiden işe girişte teminat senedi olarak alındığı ve fakat işleme konulmadığı bildirilerek dosyaya sunulan boş senedin kefilsiz düzenlenmiş olması sebebiyle, bu teminat senedi yerine geçmek üzere bu kez kefilli düzenlenen icra takibine konu senedin işçiden alındığı, ikinci kez düzenlenen ve icra takibine konu edilen senedin de teminat senedi olup bono vasfını taşımadığı, işçiden teminat olarak alınan bu senet sebebiyle işçinin borcu olduğunun da işverence usulüne uygun delillerle kanıtlanamadığı anlaşılmakla, davanın kabulüyle davacıların icra takibine konu senetten kaynaklı borcunun bulunmadığının tespitine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.” (Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 24.09.2013 Tarih ve 2013/20238 E., 2013/19751 K.)

“Somut olayda, davacı tarafından, davalının işyerine girişinde kendisinden güvence olarak tarihsiz alındığı iddia edilen 2.000.00.- TL lik senedin, gerçek bir borcu temsil etmediği ve davalının bu senede dayanarak yaptığı icra takibiyle borçlu olmadığı yolunda açılan davada, davalı şirket vekili davacının şirkete olan borcu karşılığında senedin düzenlendiğini ve bu senetle davacıdan alacaklı bulunduğunu savunmuştur. Davacı, davalının bu savunması karşısında, davalıya herhangi bir nedenle borçlu olmadığı iddiasının kanıtı olarak davalının ticari defterlerine dayanmış, ayrıca tanık dinletmek istemiş, ancak mahkeme, tanık dinletme talebi, senede karşı senetle ispat zorunluluğu bulunduğu gerekçesiyle reddedilmiştir. Her ne kadar senede karşı borçlu olmadığı yolundaki iddiasının şahitle ispatı mümkün değilse de, iş hayatında genel olarak işçilerden işe girişte bu tür güvence senetleri alınıp alınmadığına yönelik mahalli uygulamanın tesbiti için şahit dinlenmesine yasal bir engel bulunmamaktadır. Bu konuda dinlenen tanıkların, yöresel uygulamada ve davalı iş yerinde işe alınan işçi ve personelden güvence olarak açık senet aldığını yolunda beyanda bulunmaları durumunda davacının iddiası delillendirilmiş olacaktır.”  (Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 13.02.2014 Tarih ve 2013/25501 E., 2014/3863 K.)

“… birleşen dosya yönünden ise takip tarafları arasında borç karşılığı senet verildiği hususunun ispatlanamayıp takip alacaklısının davalı şirketin temsilcisi olup işe başlarken boş senet imzalatıldığının tanık beyanlarıyla belirlendiğinden takip konusu bu senedin davacının çalıştığı … şirketine teminat olarak verilen bononun şirket yetkilisi tarafından anlaşmaya aykırı olarak doldurulması suretiyle icra takibine konulduğu, hizmet akdi ilişkisi dışında taraflar arasında borç ilişkisinde bulunmadığı, takip dayanağı bono yönünden davacının borcunun olmadığının tespitinin kabulüne karar verilmiştir.”  (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 27.06.2013 Tarih ve 2011/19929 E., 2013/19840 K.)

SONUÇ

İster işe girerken isterse çalışırken olsun; teminat ya da güvence olarak senet imzalamış ve bu senedi işverenine vermiş olan işçiler karamsar olmamalıdır. Çünkü Yargıtay, bu tip senetlerin geçerliliğini incelerken aşağıdaki hususlara bakmakta ve bu şartlara uymayan senetleri geçersiz kabul etmektedir. Bunları şu şekilde sıralayabiliriz:

  • İşçinin imzaladığı senedin bir borç ilişkisinden kaynaklandığını, işveren ispat etmek zorundadır.
  • Senedin düzenlenme tarihi ile işverenin iddia ettiği borç ilişkisi tarihi birbirini tutmalıdır.
  • İşçinin iş arkadaşları ve diğer tanıkları açık bir biçimde, işyerinde güvence senedi imzalatıldığından bahsederlerse, bu durum işçi için çok büyük fayda sağlamaktadır.

Görüldüğü üzere işçisinden boş ya da miktar içeren senet alan işveren, bu senedi icra takibine koyduğunda Yargıtay senedin kaynağı olan borç ilişkisinin kanıtlanmasını istemektedir. Bunu  da işverenden istemektedir. O halde işverenin malına zarar vermemiş ya da onunla arasında gerçekten bir borçlanma ilişkisi olmamış işçinin rahat olması gerekir. İşveren, senedin dayanağı olan borç ilişkisini kanıtlayamadıkça; bir de işçinin tanıkları varsa, senet geçersiz kabul edilecektir.

 

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (Lütfen yazıya oy veriniz)
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
yazar kafe
Bumerang - Yazarkafe
Başka bir yazı:
isci bayramda calima isci dunyasi
İşçi, bayramda çalışmak zorunda mı?

İşçinin bayramda çalışması Bizlerin genel olarak bayram tatili diye adlandırdığı günler İş Kanununda ulusal bayram ve genel tatil günleri diye...

Kapat