Muvazaa sonucunda işe iade (Yargıtay Kararı)

Yargıtay Kararı

İşe İade ve Alt işveren – Asıl işveren ilişkisinin muvazaalı olması

Davacı vekili, davalılar arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğunu, feshin de geçersiz yapıldığını belirterek feshin geçersizliğinin tespitine, işe iadesine, işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süre ücreti ve diğer haklara karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı TTK Genel Müdürlüğü Vekili ise husumet yöneltilemeyeceğini, işin tamamını ihale usulü ile anahtar teslimi olarak diğer davalıya verildiğini, galerilerin sürülmesinin madencilik faaliyeti olup bu işe ait sözleşmenin de bir tür eser sözleşmesi olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

Davalı Star İnş.Tic A.Ş. vekili ise süresinde yazılı cevap dilekçesi sunmamış olup muvazaa iddiasını kabul etmediğini, yapılan işin sona erdiğini belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davalılar arasındaki ilişkinin muvazaya dayanmadığı, asıl -alt işveren ilişkisi bulunduğu ve yapılan feshi işleminin de geçersiz olduğu belirtilerek davacının alt işveren davalı şirkete iadesine, maddi sonuçlardan ise davalıların birlikte sorumlu tutulmasına karar verilmiştir.

5538 sayılı Yasa ile İş Kanununun 2’nci maddesine bazı fıkralar eklenmiş ve kamu kurum ve kuruluşlarıyla sermayesinin yarısından fazlasının kamuya ait olan ortaklıklara dair ayrık durumlar düzenlenmiştir. Ancak, maddenin diğer hükümleri değişikliğe tabi tutulmadığından, asıl işveren alt işveren ilişkisinin unsurları ve muvazaa öğeleri değişmemiştir. Yasal olarak verilmesi mümkün olmayan bir işin alt işverene bırakılması veya muvazaalı bir ilişki içine girilmesi halinde, işçilerin baştan itibaren asıl işverenin işçileri olarak işlem görecekleri 4857 sayılı Kanunun 2’nci maddesinin yedinci fıkrasında açık biçimde ifade edilmiştir. Kamu işverenleri bakımından farklı bir uygulamaya gidilmesi hukuken korunamaz. Muvazaaya dayanan bir ilişkide işçi, gerçek işverenin işçisi olmakla kıdem ve unvanının dışında bir kadro karşılığı çalışması ve diğer işçilerle aynı ücreti talep edememesi, İş Kanununun 5’inci maddesinde öngörülen eşitlik ilkesine aykırılık oluşturur. Yine koşulların oluşmasına rağmen işçinin toplu iş sözleşmesinden yararlanamaması, Anayasal temeli olan sendikal hakları engelleyen bir durumdur. Dairemizin kararları da bu doğrultudadır.

Somut olayda, davacı ve arkadaşlarının, davalı işveren tarafından tanzim edilip SGK’ya verilen işe giriş bildirgelerinde Madenci ( genel ), Maden Mühendisi, Maden Teknikeri ve Büro İşçisi gibi meslek kodları belirtilmek suretiyle ya da bu kısımlar boş bırakılmış olarak yaklaşık 2-3 yıl arası çalıştıkları görülmüştür.

Davalılar arasında akdedilen ve TTK Genel Müdürlüğü Kozlu Taşkömürü İşletme Müessesesi -630 Kat Hazırlığı II.Kısım Galerileri ve -560 Katı Kılıçlar Galerisi Sürülmesi işi olup işin niteliği ve türü ile miktarı kısmında da 1.sınıf gazlı kömür ocaklarında 7325 metre farklı kesit tahkimat ve meyide galeri sürülmesi işi olduğu düzenlenmiştir.

Dosya kapsamından ve dinlenen davacı tanıklarının beyanlarında davalı Star İnş Tic AŞ’nin, hizmet alımına konu işin %95 i kadarını bitirdiği, %5 i kadar işin kaldığı, ikinci süre uzatım talebinde bulunmaması nedeniyle eksik kalan bu %5’i davalı TTK Gn.Müd.’nce tamamlanmasının düşünüldüğü ifade edilmiştir.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Teftiş Kurulu Başkanlığınca 09-22 Mayıs 2013 tarihlerinde yapılan inceleme neticesinde tanzim edilen 28.05.2013 tarihli rapor ile, “…sözleşme ile verilmiş olan hazırlık işleri asıl işveren TTK Genel Müdürlüğünün kuruluşundan itibaren yaptığı işler ( TTK Kozlu Taşkömürü İşletme Müessese Müdürlüğü’ne ait yeraltı ocak açıklığı yaklaşık 55 km uzunluğa ulaşmıştır) olması nedeniyle asıl işverenin bu konudaki uzmanlığı alt işverene göre daha ileri düzeydedir. TTK Genel Müdürlüğü ile Star İnş Tic AŞ arasında 90 erkek çalışan ile -630 katında hazırlık galerisi sürülmesi işi sözleşme ile kurulmuş olan asıl-alt işveren ilişkisi 4857 sayılı Yasanın 2.maddesine aykırı olduğu kanaati oluştuğundan konunun iş müfettişliğince incelenmesi “ gerektiği belirtilmiştir.

muvazaa işe iade zonguldak kömür
Yine iş müfettişlerince 03-11 Ekim 2013 tarihleri arasında yapılan 2.programlı teftiş neticesinde tanzim edilen rapor ile, “ …TTK Genel Müdürlüğü ile …. İnş Tic AŞ arasında 90 erkek çalışan ile -630 katında hazırlık galerisi sürülmesi işi sözleşme ile kurulmuş olan asıl-alt işveren ilişkisi 4857 sayılı Yasanın 2.maddesine aykırı olduğu kanaati oluştuğundan konunun iş müfettişliğince incelenmesi daha önce yapılan birinci programlı teftiş sonucu düzenlenen 28.05.2013 tarih ve 7098 prg/13 ve 9829 Prg-7 tarih sayılı rapor ile istenmiş fakat inceleme yapılmamıştır…” şeklinde görüş belirtildiği de görülmüştür. Yine aynı raporun sonuç kısmının 2.paragrafında “sözleşme ile verilmiş olan hazırlık işleri asıl işveren TTK Genel Müdürlüğünün kuruluşundan itibaren yaptığı işler ( TTK Kozlu Taşkömürü İşletme Müessese Müdürlüğüne ait yeraltı ocak açıklığı yaklaşık 55 km uzunluğa ulaşmıştır) olması nedeniyle asıl işverenin bu konudaki uzmanlığı alt işverene göre daha ileri düzeydedir.” tespiti de yer almıştır.

Davacı tarafından, davalı TTK Gn.Müd.’ne ait olup davalı Star İnş Tic A.Ş. tarafından kiralandığı iddia edilen araçların, kira bedeline ilişkin hakediş belgeleri sunulmuş olup bu belgelerde diğer kesintiler açıklaması kısmında kira bedeli olarak kesinti yapıldığı görülmüştür.

Yine dosyada 2012 yılı TKİ Sayıştay raporu ilgili sayfası sunulmuş olup genel hatları ile 4857 sayılı Yasanın 2.maddesine aykırı uygulamaların sonlandırılmasına dair tespitler olduğu, yine işyerinde yaşanan bir iş kazası neticesinde kamu davası açılmış olup bu davaya ilişkin iddianamedeki açıklamalar ve bu soruşturma sırasında tanzim edilen bilirkişi raporu ile, “ ..galeri, lağım sürme vb gibi hazırlık faaliyetlerinin kömür üretiminin ayrılmaz bir parçası olduğu, yükleninin galeri-lağım sürme işinde herhangi bir yenilik uygulamadığı gibi teknolojik olarak farklı bir donanım da getirmediği tespitlerinde bulunulduğu anlaşılmıştır.

Aynı gün temyiz incelemesi yapılan Zonguldak 2.İş Mahkemesinin 05.05.2015 tarih ve 2013/430 E-2015/279 K sayılı kararı ile verilen davalılar arasındaki ilişkinin asıl-alt işveren ilişkisi olduğuna dair kabulün, davacı tarafından temyiz edilmemesi nedeniyle Dairemizce 01.1.2015 tarih ve 2015/41553 E-2015/23943 K sayılı kararı ile temyiz edenin sıfatına ve temyiz nedenlerine göre onandığı görülmüştür. Dairemizce onanan bu dosyada yer alan ayrıntılı bilirkişi heyet raporunda da özetle, “… TTK ile -630 Kat Hazırlığı II.Kısım Galerileri ve -560 Katı Kılıçlar Galerisi Sürülmesi “ işini yapan …. İnş Tic AŞ arasında hizmet alım sözleşmesi imzalanmış ve asıl işveren -alt işveren ilişkisi kurulmuştur. Ancak sözleşmede tarif edilen işler ( galeri sürme işi ) TTK Genel Müdürlüğünün asıl işi olup işletmenin ve işin gereği ile teknolojik sebeplerle uzmanlık gerektiren bir iş değildir. Alt İşverenlik Yönetmeliği’nin 4/b maddesinde belirtilen asıl işveren-alt işveren ilişkisinin kurulma şartı gerçekleşmemiştir.” şeklinde tespitlerde bulunulduğu görülmüştür.

Mahkemece gerekçeli kararda belirtilen ve Yargıtay 10.Hukuk Dairesince 02.12.2014 tarih ve 2014/25352 E-2014/25363 K sayılı kararı ile kurum işleminin iptali nedeniyle SGK işleminin iptalinin talep edildiği, mahkemece gerekçesinde asıl-alt işveren kabulünün ilgili karar ile onanmış olmasının Dairemizce davalılar arasındaki ilişkinin muvazaaya dayanıp dayanmadığını irdelemeye engel olmadığı belirtilmelidir.

Yine bir kısım alacak dosyasında yapılan temyiz üzerine Dairemizce, yerel mahkemelerce verilen asıl-alt işveren kabulü karşısında muvazaa yönünden bozulmamış olup “ …özellikle dava dilekçesinde muvazaa iddiasında bulunulmamasına ve açıkça asıl-alt işveren ilişkisine dayanılmasına göre….” denilerek muvazaanın bozma nedeni yapılmadığı görülmüştür. ( Bknz. Yargıtay 7 HD; 19.02.2015 tarih ve 2015/60 E-2015/2184 K sayılı ilamı )

Somut olayda ise davacı açıkça muvazaa olgusunu ileri sürmüş olup dosya kapsamında bulunan belgelerin özetin yukarıda yer almış, dinlenen davacı tanıklarının beyanlarından da hizmet alımına konu işin, büyük hazırlık denilen ve kömür üretim aşamasının bir parçası niteliğinde bulunup asıl iş olduğu, yine tüm tespitler neticesinde yüklenici davalı şirket … İnş Tic AŞ’nin, gerekli ve yeterli uzmanlığa ve teknolojik alt yapıya sahip olmadığı, araç ve gerekçelerin bir kısmını davalı TTK’dan kiraladığı ve bu hali ile üretimin bir parçası olan işin üstlenildiği görülmekle mahkemece hatalı değerlendirme ile davalılar arasında asıl-alt işveren ilişkisinin bulunduğunu kabul edilmesi bozmayı gerektirmiştir.

Davalılar arasındaki ilişkinin muvazaalı bir ilişki olduğu tespit edildikten sonra fesih olgusu üzerinde durulmuş olup yazılı bir fesih bildiriminde bulunulmaması, davalılar tarafından haklı nedenle fesih yapıldığının savunulmaması ve işten ayrılma bildirgelerinde 18 çıkış kod gösterilmesi karşısında mahkemece feshin geçersiz olduğunun kabulü isabetli olup davalı vekilinin temyizi bu nedenle yerinde değildir.

Feshin geçersiz olması ve muvazaanın tespiti nedeniyle davacının baştan beri davalı TTK Genel Müdürlüğü’nün işçisi olduğu anlaşılmakla davacının gerçek işvereni olan davalı TTK Genel Müdürlüğü işyerine iadesi gerekmektedir.

Somut olayda iyiniyetli olan davacı işçiye karşı taraf olmadığı muvazaanın ileri sürülemeyeceğinden, akdin hükümsüzlüğünün davacıya karşı ileri sürülmesi MK.’nun 2.maddesindeki iyi niyet kurallarına aykırıdır. Muvazaalı işlemi yapan davalı … İnş Tic AŞ’nin, davacının TTK Genel Müdürlüğü’ne süresi içinde başvurması halinde hak kazanacağı 4 aya kadar ücret ve diğer haklarından, davacının TTK Genel Müdürlüğü tarafından süresi içinde işe başlatılmaması halinde hak edeceği 4 aylık brüt ücreti tutarındaki tazminat alacağından daha açık bir anlatımla davalı TTK Genel Müdürlüğü’nün davacının iş akdini geçersiz nedenle feshi sonucuna bağlı yasal yaptırım sonucu doğan alacağından diğer davalının da müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu kabul edilmelidir. (HGK.’nun 03.12.2008 T. 2008/9-704 E, 2008/730 K. sayılı kararı)

Bu nedenle mahkemece hatalı değerlendirme ile asıl-alt işveren ilişkisi kabul edilmesi ve davacının davalı … İnş Tic A.Ş.’ye iadesine karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (Lütfen yazıya oy veriniz)
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 2 YORUM
  1. murat diyor ki:

    ben ve eşim sağlıkçıyız eşim malatya inönü üniversitesi turgut özal tıp merkezinde taşeron radyoloji teknisyeni olarak çalışıyor şöyle bir sıkıntımız var hastanede
    1-kadrolu radyoloji teknisyeni var 3.500 tl alıyor
    2- hizmet alım yolu ile asgari ücretin %70 ile 2 250 tl ye çalışan radyoloji teknisyene var
    3- benim eşim ise diğer hizmet alımı yolu ile sekreter adı altında hizmet alımı olduğundan 1300 tl çalışıyor
    üç türlü radyoloji teknisyeni çalışıyor size sormak isteğim konu eşim radyoloji teknisyeni radayosyon alıyor dozimetelrei atom enerjisine gidiyor emeklilik süresi kısa ama sekreter olarak gözüküyor sgk da bu konuda bana yardımcı olabilirmisiniz? kadrosu nasıl olaacak
    kolay gelsin.

    1. Mustafa BAYSAL diyor ki:

      Murat bey, bildiğiniz üzere radyoloj ile çalışanlar özel çalışma sürelerine ve ayrıca senede 4 haftalık şua iznine tabi. Umarım eşiniz de bu haklardan faydalanmaktadır. Eğer eşiniz fiilen radyoloji teknisyenliği yapıyor ancak bu bahsettiğim haklardan faydalanmıyorsa, bunun her şeyden önce sağlık riski doğuracağını siz benden daha iyi biliyorsunuzdur. O nedenle bu şekilde çalışıp çalışmama konusundaki takdir sizindir.

      Ancak bahsettiğiniz istihdam şekilleri, bir muvazaa nedeni olarak kabul edilir. İş mahkemesine muvazaa davası açılmalı ve bunun sonucu beklenmelidir. Ya da Alo 170’i arayarak iş müfettişi teftişi talep edebilirsiniz. Sonuç olarak, muvazaa tespiti müfettişce veya nihai olarak mahkemece yapılmadan kağıt üstünde bir hak iddia edemezsiniz.

BİR YORUM YAZ
yazar kafe
Bumerang - Yazarkafe
Başka bir yazı:
isci saatlik ucret hesaplama isci dunyasi
İşçinin bir saatlik ücreti nasıl hesaplanır?

İşçinin saatlik ücretinin hesaplanması Oldukça karmaşık gibi duran bu hesaplama aslında çok basittir. Önce konuyla ilgili birkaç bilgi verelim. İş...

Kapat