Asıl iş nedir? Yardımcı iş nedir? (3. Dosya)

 

Asıl iş nedir? Yardımcı iş nedir? (3)

Hükûmetin asıl işi yapan taşeron işçilerine kadro vaadinden sonra; asıl iş ve yardımcı iş konularında iki ayrı yazı yayımladım. Bunlardan birinci yazıya ve ikinci yazıya tıklayarak bilgi alabilirsiniz.

Yazdığım iki yazının da temel konusu asıl iş ile yardımcı iş ayrımıydı. Kesinlikle kadro konusunda bir içerik yazmadığım gibi bu konulara gelen sorulara verdiğim cevaplarda dahi kadro konusuna girmedim. Bu konuya özellikle girmiyorum; çünkü bu sitede yer alan bütün yazılar sadece bilgi içermektedir. “Kimlere kadro gelecek”, “Hangi taşeronlar kadro alıyor?” tarzı konular benim sitemin ilgi alanına girmiyor. Burada amacım bilgi noksanlığı konusunda meraklılarına ve ilgilenenlere yardımcı olabilmek.

Asıl iş ve yardımcı iş ayrımı neden önemli?

İş Kanunu bakımından bunun birçok sebebi var. Ama konumuz açısından şu anda bu ayrımı bu kadar önemli yapan husus; hükûmetin taşeron işçilerine kadro vermek konusunda asıl işi yapanlara kadro vermeyi planlarken, yardımcı işi yapanlara kadro vermeyi düşünmemesidir.

Bu nedenle de asıl iş ile yardımcı işin tanımını yapabilmek önem arz etmektedir. Buradaki amacım ise insanları beklenti içine sokmak ya da onları hayal kırıklığına uğratmak değildir. Bu yazıların, bilgi kaynağı olarak kabul edilmesini tercih ederim.

Asıl iş hâlâ anlaşılamadı

Daha önceki yazılarıma ve yaptığım onca yoruma rağmen asıl iş kavramının hâlâ anlaşılmadığını görüyorum. Bunu, özellikle gelen yorumlardan anlamaktayım. O nedenle, tekrar aynı konulardan bahsetmemek için, en temel haliyle asıl işle ilgili bazı bilgileri vermek istiyorum.

Yapılan işin önemli olması onu asıl iş yapmaz!

Bunu vurgulamakta fayda görüyorum. İşçinin yaptığı iş ne kadar önemli olursa olsun, o işi asıl iş yapan husus, önemi değildir. Önemsiz olması ya da çok önemli olması asıl iş / yardımcı iş ayrımı yönünden tek başına bir anlam ifade etmez.

İşin tek başına yapılması da o iş asıl iş yapmaz!

İşçinin o kurumda o işi yapan tek kişi olması, yapılan işi asıl iş haline getirmez. Bir işi yapan ister tek kişi olsun isterse bin kişi, işi yapan kişi sayısının asıl iş açısından bir önemi yoktur.

İşi uzun yıllardır yapıyor olmak bir kriter değildir

İşçinin bir işi 1 yıldır ya da 10 yıldır yapıyor olmasının İş Kanunu bakımında birçok farklı sonucu vardır. Ancak asıl konusunda bunun hiçbir önemi yoktur.

Yapılmadığı takdirde işleyişi aksatacak bir iş illa ki asıl iş değildir!

asil is nedir iscidunyasi

İşçi örneğin bilgi işlem faaliyetiyle uğraşıyor olabilir. Mesela bir hastanede bilgisayarların ve otomasyon sisteminin çalışıyor halde olması çok önemlidir. Hatta bu sistemlerde bir aksaklık, işleri durma noktasına bile getirebilir. Ya da bir belediyede araç bakım onarım işini ele alalım. Çöp toplama kamyonunun arızalanması, belediyenin faaliyetlerini durdurabilir. O nedenle bu tip araçların bakım onarımının yapılması çok önemlidir.

Ancak iki örnekte de belirtilen işler ne hastanenin ne de belediyenin asıl işlerinden değildir. Hastanede bilgi işlem faaliyeti yardımcı işken, belediyede de araç bakım onarım faaliyeti yardımcı iştir.

Bir işi asıl iş yapan nedir?

Peki o halde bir işi asıl iş yapan şey nedir? Bunun kararı nasıl verilir? Bu sorunun cevabını her zaman vermek mümkün değildir. Çünkü bu sorunun cevabını bilmek için iki hususta iyi bilgiye sahip olmak gerekir:

  • Yapılan işin tanımı
  • İşin yapıldığı yer/kurum

Buna göre bir işin asıl iş mi yoksa yardımcı iş mi olduğuna karar verebilmek için hem o işin niteliğini bilmek gerekir hem de işin yapıldığı kurumun asıl işlerinin ne olduğunu bilmek gerekir.

Aynı iş, bir kurumda asıl işken diğer kurumda yardımcı iş olabilir

belediye asil is iscidunyasi

Bunu da bir örnekle anlatalım ki daha net anlaşılabilsin. Yine bilgi işlem faaliyetini ele alalım. İki farklı kurumumuz ise hastane ve Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) olsun. Eğer “Bilgi işlem faaliyeti asıl iş midir?” sorusuna evet ya da hayır cevabı direkt olarak veriliyorsa hata yapılıyor demektir. Örneğimizde esas faaliyet konusu sağlık hizmetlerinin yürütülmesi olan hastanede bilgi işlem faaliyeti yardımcı iş kabul edilmelidir. Ancak aynı faaliyet, BTK bünyesinde ve BTK’nın ana faaliyetiyle ilgili olarak yürütülüyorsa elbette ki asıl iştir.

Benzer bir örnek de temizlik faaliyetiyle ilgili verilebilir. Bina içi ve çevresi temizliği de denilen bildiğimiz anlamdaki temizlik işi yardımcı işlerden iken, belediye bünyesinde yapılan çevre temizliği yani çöp toplama faaliyeti asıl işlerden kabul edilmektedir.

Mahkeme kararları ne olacak?

Bir de işin mahkeme kararları boyutu bulunmaktadır. Bunu inkâr etmemiz mümkün değil. Daha önceki yazılarımda da belirttiğim gibi örneğin KYK yurtlarında kaloriferciliğin asıl iş olduğuna ya da hastanelerde veri giriş işlerinin yardımcı iş olduğuna dair Yargıtay kararları vardır. Bu kararlar ne anlama geliyor?

Yargıtay’ın asıl iş ve yardımcı iş konusundaki kararlarını hafife almak mümkün değildir. Türkiye’de iş mevzuatı konusunda son sözün söylendiği yer olan Yargıtay’ın her kararının önemle incelenmesi gerektiği kanaatindeyim. Ama bu kararlar hükûmeti ne kadar bağlayacaktır? Bu sorunun cevabını bilmek pek de mümkün değil.

Bu ise şu anlama gelmektedir. Hükûmet isterse KYK yurtlarında yapılan kalorifercilik faaliyetini yardımcı iş olarak görebilirken isterse de hastanelerde yapılan veri girişi işini asıl iş olarak görebilecektir. Çünkü asıl iş ve yardımcı iş konusunda mevzuatta belirlenmiş bir liste bulunmamaktadır ve bu konuda takdir hükûmete aittir.

Asıl işler nasıl belirlenmeli?

Asıl işlerin nasıl belirleneceği konusunda haber sitelerinde çıkmış yüzlerce yazı var. İşin haber kısmıyla ya da spekülatif tarafıyla uğraşmadığım için bu konudaki yorumum belirtmek istiyorum. Benim kanaatime göre, hükûmet nasıl bir yol izlerse izlesin; resmiyette yardımcı iş yapıyor görünmekle beraber fiilen asıl iş yapan işçileri mağdur etmemelidir.

Belki binlerce işçi resmiyette temizlik ihaleleriyle alınmış görünmekte; ancak fiilen büro işleri, sağlık işleri ya da diğer asıl işleri yapmaktadır. Bu işçilerin fiilen yaptıkları işin tespit edilmesi hakkaniyet bakımında çok önemlidir.

Kadrodan kasıt ne? İşçi kadrosu mu, memur kadrosu mu?

Bu konuda da bir kafa karışıklığı olduğunu görüyorum. Yetkili makamlardan da net bir açıklama gelmediğinden bir bilgi karmaşası olduğu muhakkak. Birçok işçi, bahsedilen kadronun memuriyet kadrosu olacağını düşünmekte; ama bana göre burada bahsedilen kadro işçi kadrosudur. Özellikle gelen sorulardan, birçok işçinin kadro kavramından memuriyeti anladığını gördüğüm için, bu konuda da ilgilileri uyarmak istedim.

Kıdem tazminatı ne olacak?

Taşeron işçiler kadroya alındığında, bunların birikmiş kıdem tazminatlarının ne olacağı konusunda da bana ulaşan onlarca soru mevcut. Bu sorunun cevabı aslında oldukça kolay. Zaten 2014 yılı Eylül ayında yapılan değişiklikle alt işveren işçilerinin kıdem tazminatını ödeme yükümlülüğü kamu kurumlarına getirildiğinden, büyük ihtimalle taşeron işçilerinin kıdem tazminatı hakları devredecektir ve işçiler bu konuda mağdur edilmeyecektir. Ancak kıdem tazminatıyla ilgili olarak kanuna bir madde eklenirse, durumu buradan tekrar değerlendireceğimin de bilinmesini isterim.

Yardımcı işler

Yardımcı işlerin de her kurum ve her iş için ayrı ayrı tespit edilmesi gerekir. Ancak buradan şu iki faaliyetin tüm kamu kurumlarında yardımcı iş olarak kabul edilmesi gerektiğini tekrar paylaşmak istiyorum:

  • Temizlik işleri (Belediyelerce yapılan çevre temizliği ve çöp toplama faaliyetleri hariç)
  • Özel güvenlik faaliyetleri

Asıl işi yapmasına rağmen kadroya alınmayanlar ne olacak?

Kadro konusunda kesinlikle yorum yapmadığımı belirtmiştim. Bunun nedeni, bilmediğim bir konuda yorum yaparak insanları yanıltmak istemememdir. O nedenle bu soruya da şu anda cevap vermem mümkün değil. Ama kanun tasarısı ortaya çıktığında ve yasalaştığında bu konuya net bir cevap vermekten memnuniyet duyacağımın bilinmesini isterim.

Kadro kapsamı dışında kalan kurumlar

Taşeron işçilere kadro verilirken bunun iki temel belirleyicisinin olacağı muhakkaktır. Hem asıl işler belirlenecek hem de kurumlar belirlenecektir. Bu bağlamda, bazı kamu kurumlarının kadro dışında bırakılması da mümkündür. Bunu bir tahminde öte, hukuki bir gerçeklik olarak yazıyorum. Çünkü hukuken, kanun çıkarma yetkisine sahip olan meclisin, bu kanunu Anayasa’ya aykırı olmamak kaydıyla dilediği gibi çıkarma yetkisi vardır. Bu noktada bazı kamu kurumlarının hükûmetçe kapsam dışında bırakılması da ihtimal dahilindedir.

Son söz

Bu sitede bulunan yazıları okurken, tamamen benim mesleki bilgilerimin birer yansıması olduğunu lütfen unutmayın. Amacım tahminlerde bulunmak ya da insanları yönlendirmek değildir. Sadece, her gün internette “asıl iş ve yardımcı iş kavramlarının ne olduğunu” merak edip arayan insanlara bilgi sunmayı amaçlıyorum. Bunu yaparken de “son dakika” tarzı haber yazılarından ya da tahmin yapmaktan özellikle kaçınıyorum. O nedenle kadro ile ilgili sorularınıza cevap vermeyeceğimi bilmenizi isterim. Taşeron kategorisinde yazılmış diğer yazılara ulaşmak için tıklayınız.

Not: Sorularınızı aşağıdaki yorum bölümünden sorabilirsiniz.

, ,
Mustafa Baysal
Mustafa Baysal
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığında üç yıldan uzun süre İş Müfettişi olarak görev yapan yazarın, İş Kanunu Sorunları adında bir kitabı bulunmaktadır. İşçi Dünyası'nın kurucusu da olan yazarın, İş ve Sosyal Güvenlik hukuku üzerine yazdığı diğer yazılarına buradan ulaşabilirsiniz.

88 Yorum

  1. Merhabalar.
    Ancak anlamadığım serbest zaman hesaplamasında normal çalışmanın 1,5 katı hesaplanıp çıkan süre kullandırılır.Hesaplamada ise 1,5 katı alınıp çıkan sonuç günlük çalışma saatine bölünmesiyle de çıkan rakam gün olarak izin kullandırılır denilmiştir.Peki ben şunu sormak isterim,benim çalıştığım firmada saatin 1,5 katı alınır senin bu şekilde yaptığın hesaplama yanlıştır denilmektedir.Yani ;

    yargıtay içtihatlerine bakıyorum bu şekilde hiç örnekleme yok.Sadece 1 saat çalışmanın karşılığı 1,5 saat serbest zaman kullandırılır diyor.Ben işverenimle şuanda bu hesaplamadan dolayı tartışma içerisindeyiz.Benim 1 aylık mesaim 60 saat.Şimdi buradaki hesaplama;

    60*1,5=90 saat serbest zaman mı yoksa

    60*1,5=90saat 90/7,5=8 GÜN olarak mı kullandıracaktır (7,5 saat olan yer günlük çalışma saat süresi olduğundan dolayı)

    İşyeri yetkilim bu savunmaya olmaz diyor.60 saatlik çalışmana 60 saat veririm diyor.Yani ne 1. hesaplamaya nede 2. hesaplamaya kesinlikle yanaşmıyor.

    Diğer bir husus ben bu ay sonu yıllık 270 saatlik olan fazla mesai hakkımı dolduruyorum.İşverenim bu yasal limitimi doldurmuş olmam rağmen bana halen SERBEST ZAMAN uygulaması yapabilir mi acaba? Yoksa 270 saatlik süreyi doldurmuş olduğum için bana fazla mesai ücretini mi ödemek zorundadır?Anladığım kadarıyla 1 yıllık 270 saat olan fazla mesai süremi tamamlamış olduğum için sanırım serbest zaman kullandırması yapamayacak olmasıdır.

    Hangi hesaplama sistemi doğrudur acaba?
    Bilgi verirseniz çok memnun olurum.

  2. Hocam Lütfen Dün Akşam Attığım mesajın cevap ın söylerseniz sevinirim Adıyamanda selamlar Lütfen yardımcı olurmusunuz

Bir yorum yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir