İhbar tazminatı ücretten mahsup edilir mi?

İhbar tazminatı, işçi ya da işverenin ödemek zorunda kalabileceği bir tazminattır. Şartları oluştuğunda gündeme gelen ihbar tazminatı, işçi tarafından ödenmek zorundaysa, işçinin hak ettiği maaştan ihbar tazminatı kesilebilir mi? Yoksa ayrıca talep edilmesi mi gerekir?

İhbar tazminatı nedir?

Önce ihbar tazminatının tanımını yapalım. Bunun için, ihbar süresi kavramını bilmemiz gerekir. Şu yazımızda detaylıca açıklamıştık: iscidunyasi.com/ihbar-sureleri-kac-haftadir

Yine de tekrarlamak gerekirse; İş Kanununun 17nci maddesine göre yapılan bir fesih söz konusu olduğunda, basit açıklamasıyla, taraflar iş akdinin “öylesine” ya da “ortada haklı bir neden yokken” sona erdiriyorsa, bu durumu karşı tarafa belirli bir süre önceden bildirmek zorundadır.

İşte bu sürelere ihbar öneli denir ve işçinin kıdemine göre 2, 4, 6 ya da 8 hafta önceden fesih bildiriminin yapılması gerekir.

İhbar öneline uymadan iş akdini fesheden tarafın, karşı tarafa bu süreler karşılığında ödemesi gereken tazminata da ihbar tazminatı denir.

İşçi de ihbar tazminatı öder mi?

Evet, şartları oluştuğunda öder. Bunun nedenini ayrıntılı olarak açıklamıştık: iscidunyasi.com/istifa-eden-isci-ihbar-tazminati-odemek-zorunda-mi

İhbar süresine uymayan ve derhal ya da ihbar süresini tamamlamadan işten ayrılan işçiden, işveren ihbar tazminatı talep etme hakkına sahip olacaktır.

İhbar tazminatının maaştan kesilmesi

Durumu daha net anlamak için örnekleştirelim. Örneğimizde işçinin aylık maaşı 4.000 TL olsun ve bu işçinin 2 haftalık da ihbar süresi olsun.

İstifa ederek işten ayrılan işçi, 2 haftalık ihbar süresini çalışmak istememektedir. Bu arada ay içinde çalıştığı günler karşılığında da 3.850 TL’lik maaş alacağı birikmiştir.

İşten ayrılan bu işçiye hak ettiği maaş olan 3.850 TL’nin mutlaka ödenmesi gerekir. Peki ama işveren, bu maaşın tamamını ödemektense, ihbar süresine uymayan bu işçiden hak ettiği 2 haftalık ihbar tazminatını yani yaklaşık 1.867 TL’yi kesebilir mi?

Borçlar Kanunu ne diyor?

makasla kesilen kağıt para

İş Kanununda buna ilişkin net bir hüküm olmadığı için Borçlar Kanununa bakalım. Kanunun 407nci maddesinde “İşverenin, işçiden alacağı ile ücret borcunu işçinin rızası olmadıkça takas edemeyeceği, sadece işçinin kasten sebebiyet verdiği yargı kararıyla sabit bir zarardan doğan alacakların, ücretin haczedilebilir kısmı kadar takas edilebileceğini” ifade edilmektedir.

Ayrıca aynı maddede “Ücretin işveren lehine kullanılacağına ilişkin anlaşmaların da geçersiz olduğu” belirtilmektedir.

Bu maddeden şunları anlamak mümkündür:

  • İşverenin işçiden alacağı ile bu işçinin MAAŞI takas edilemez.
  • Yani işveren alacağı olduğu için, işçiye daha az maaş ödeyemez.
  • Sadece ortada bir Yargıtay kararı varsa, bu zarar için mahsup yapılabilir. Ama bu da işçinin maaşının ¼’ünü geçemez.
  • İş sözleşmesinde peşinen hüküm koyarak, ücretten takas yapılamaz.

İhbar tazminatının maaştan kesilmesi Yargıtay kararları

Bir kararında Yargıtay şöyle demektedir: “Davacı dava dilekçesinde ücret, komisyon ve yol parası talebinde bulunmuş, davalı işveren cevabında, ücret, komisyon ve yol parası alacağının ihbar tazminatına mahsup edildiği için ödenmediğini savunmuştur.

Mahkemece ücret, komisyon ve yol ücretinin davalı banka tarafından ihbar tazminatına mahsuben ödenmemesi nedeniyle bu taleplerin reddine karar verilmiş ise de Dairemizin kararlılık kazanan uygulaması uyarınca işveren, işçiden olan alacağı ile ücret borcunu işçinin rızası olmadıkça işçinin ücretinden ve tazminatından kesemez. Nitekim yargılama sırasında yürürlüğe giren 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun 407/2 maddesi uyarınca “İşveren, işçiden olan alacağı ile ücret borcunu işçinin rızası olmadıkça takas edemez. Ancak, işçinin kasten sebebiyet verdiği yargı kararıyla sabit bir zarardan doğan alacaklar, ücretin haczedilebilir kısmı kadar takas edilebilir”.

Somut uyuşmazlıkta işverenin işçinin ücret komisyon ve yol ücretini ihbar tazminatından mahsubu yargı kararı olmadan kesinti yasal olmadığından, davacının buna yönelik istemlerinin kabulü yerine yazılı gerekçe ile reddi hatalıdır.” (9 Hukuk, 2015/13350 K.)

Bir başka karar şu şekildedir: “6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 407/2. maddesinde, “İşveren, işçiden olan alacağı ile ücret borcunu işçinin rızası olmadıkça takas edemez. Ancak, işçinin kasten sebebiyet verdiği yargı kararıyla sabit bir zarardan doğan alacaklar, ücretin haczedilebilir kısmı kadar takas edilebilir.” Dolayısıyla davacının ödenmeyen ücret ve kullandırılmayan yıllık ücretli izin karşılığı alacaklarının hüküm altına alınması gerekirken, işverence yargılama konusu alacak ihbar tazminatı karşılığında takas edildiği kabul edilerek reddedilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.” (9 Hukuk, 2017/18804 K.)

SONUÇ

O halde durumu özetleyelim ve şu sorunun cevabını birlikte bulalım: İhbar tazminatı maaştan kesilebilir mi?

İlk olarak şunu NET şekilde söyleyebiliriz ki; işveren böyle bir takası tek taraflı olarak YAPAMAZ. İhbar tazminatı kadar kesinti yapıp, kalan miktarı işçiye sormadan ödemek YASAL DEĞİLDİR.

İşveren iş sözleşmesine zamanında hüküm koymuş olsa ve bu hükümde de açık şekilde, ihbar tazminatının son maaştan kesileceği belirtilse bile, bu tür bir anlaşma da GEÇERSİZ kabul edilir.

Ancak iş akdi sona erdikten sonra işçi ve işveren karşılıklı görüşür ve işçi, ödemesi gereken ihbar tazminatının hak ettiği maaşından kesilmesini YAZILI olarak işverenden talep ederse, ancak bu durumda ihbar tazminatının mahsup edilmesi mümkün olacaktır.

Yukarıdaki seçenekler dışında; yani işçi buna onay vermiyorsa, işveren dava açarak ihbar tazminatını işçiden, yasal yollarla talep etmek zorundadır.


İşçi Dünyası
Zeynel Abidin Özkale
İşçi Dünyası'nın editörü olan olan yazarın, İş ve Sosyal Güvenlik hukuku üzerine yazdığı diğer yazılarına buradan ulaşabilirsiniz.

3 Yorum

  1. ”Ancak iş akdi sona erdikten sonra işçi ve işveren karşılıklı görüşür ve işçi, ödemesi gereken ihbar tazminatının hak ettiği maaşından kesilmesini YAZILI olarak işverenden talep ederse, ancak bu durumda ihbar tazminatının mahsup edilmesi mümkün olacaktır.”
    Şahsi kanaatim; bunun dahil geçerli olmayacağı, işçi tarafından açılacak bir dava da ”Ekonomik faktörler başta olmak üzere İşçiden üstün olan işverenin bir baskısı ve etkisi sonucu” olabileceği değerlendirilip yasal faizleriyle işçiye ödemesi durumu hasıl olabilecektir. Bkz: İşçi ücretlerinden asla kesinti yapılamaz.

    1. Gürcan bey, yaklaşımınızı anlıyor ve kısmen doğru buluyorum. Ancak yazıdaki Yargıtay kararlarında açık bir şekilde “işçiden olan alacağı ile ücret borcunu işçinin rızası olmadıkça işçinin ücretinden ve tazminatından kesemeyeceği” ifade edildiği için, RIZA kelimesinden bence, bu şekilde bir yazılı talep anlaşılmalıdır.

Bir yorum yaz

E-posta hesabınız, telefon ve şehir bilgileriniz yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.