İş kazası ve meslek hastalığında işveren sorumluluğu

Yazıyı sizin için güncelledik:

Hiçbir işveren işçisinin iş kazası geçirmesini ya da meslek hastalığına tutulmasını istemez. Ancak bunu istememek kadar, olmaması için tedbir almak da gerekir; çünkü muhtemel bir iş kazasının ya da meslek hastalığının sadece işçi değil, işveren açısından da sonuçları olacaktır. O halde iş kazası ve meslek hastalığında işverenin sorumlulukları nelerdir ve nasıl belirlenir?

Önemli not: Bu yazının konusu olan sorumluluk, iş kazası ve meslek hastalığı sonucu SGK tarafından işçiye ya da ailesine ödenen tazminatlar ya da bağlanan aylıklar bakımından işverenin sorumluluğudur. Yani SGK’nın işverene nasıl ve hangi oranda rücu edeceği açıklanmaktadır. İşverenin CEZAİ sorumluluğu çok farklı bir konu olup bu yazının konusuna girmemektedir.

İş kazası nedir?

İş kazasının tanımını şu yazımızda vermiştik: https://iscidunyasi.com/is-kazasi-nedir-hangi-olaylar-is-kazasi-sayilir/

Kısaca tekrarlamak gerekirse iş kazası; belirli koşullar altında meydana gelen ve işçiyi ruhen ya da bedenen engelli hale getiren olaydır.

Meslek hastalığı nedir?

Meslek hastalığının tanımına ve bunun nasıl tespit edildiğine dair geniş bilgiyi şu yazımızdan alabilirsiniz: https://iscidunyasi.com/meslek-hastaligi-nedir-meslek-hastaligi-nasil-tespit-edilir/

İş kazası nedeniyle işten ayrılma

Bu yazıya da göz atmak ister misiniz?

Yine kısaca tanımlamak gerekirse meslek hastalığı; işçinin yapmış olduğu işten dolayı tekrarlanan bir nedenle ya da işin şartları yüzünden uğramış olduğu geçici veya sürekli hastalık, ruhsal ya da bedensel engellilik hali olarak tanımlanabilir.

İş kazasında sorumluluğun yasal dayanağı

İş kazasında ve meslek hastalığında işverenin sorumluluğunu doğru anlamak için öncelikle bu sorumluluğun dayanağı olan yasa maddesini bulmak icap eder.

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun “İş kazası ve meslek hastalığı ile hastalık bakımından işverenin ve üçüncü kişilerin sorumluluğu” başlıklı 21’inci maddesi bize bu yasal dayanağı sunar:

“İş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilir. İşverenin sorumluluğunun tespitinde kaçınılmazlık ilkesi dikkate alınır.”

iş kazası işyeri sorumluluk

İşverenin sorumluluğunun niteliği

Hemen yukarıda yer alan sorumluluk halinin açılımı Yargıtay tarafından yapılmıştır. Yargıtay işverenin sorumluluğunu KUSUR SORUMLULUĞU olarak nitelendirmiş ve aşağıdaki gibi açıklamıştır:

“… 21/1. madde hükmüyle işverenin iş kazaları ve meslek hastalıkları nedeniyle Kurum karşısındaki sorumluluğu, kusur sorumluluğu olarak düzenlenmiştir. Hakkaniyet veya tehlike sorumluluğu benimsenmemiştir. Eğer işverenin kusuru varsa sorumlu tutulabilecektir. İşverenin sorumlu tutulabilmesi için maddeye göre, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi olmalıdır…” (10 Hukuk, 2016/12500 E. ve 2018/10564 K.)

İşveren, kusuru varsa sorumlu olur

Yukardaki Yargıtay kararında da açıkça belirtildiği üzere, iş kazasının meydana gelmesinde ya da meslek hastalığının oluşumunda hiçbir kusuru olmayan işverenin sorumluluğu da olmayacaktır. Nitekim bu husus aynı Yargıtay kararında şöyle ifade edilmiştir:

“… Sigorta İşlemleri Yönetmeliği 45. maddesinde de açıklandığı gibi,

İş kazası veya meslek hastalığı, işverenin kastı sonucunda meydana gelmişse işveren Kuruma karşı sorumlu hâle gelir. Kasıt; iş kazası veya meslek hastalığına, işverenin bilerek ve isteyerek, hukuka aykırı eylemiyle neden olması hâlidir. İşverenin eylemi hukuka aykırı olmamakla birlikte, yaptığı hareketin hukuka aykırı sonuç doğurabileceğini bilmesi, ihmali veya ağır ihmali sorumluluğunu kaldırmaz.

İş kazası veya meslek hastalığı işverenin, sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği ile ilgili mevzuat hükümlerine aykırı hareketi sonucunda oluşmuşsa işvereni Kuruma karşı sorumlu hâle getirir. Mevzuat; yasal olarak yürürlüğe konulmuş ve yürürlüğünü muhafaza eden, sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği alanında, yasa koyucu ile yasa koyucunun yürütme veya idareye verdiği yetki sonucu, bu organlarca kabul edilen genel, objektif kural veya hükümlerin tümüdür.

6098 sayılı … Borçlar Kanunu’nun “İşçinin kişiliğinin korunması” başlığı altında 417/2. maddesinde, “İşveren, işyerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli hertürlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak; işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdür.” (Benzer, 818 sayılı Kanun m. 332)

Bu fıkra ile işverenin, işçinin yaşam, sağlık ve bedensel bütünlüğünü korumak için gerekli önlemleri alma yükümlülüğü öngörülmektedir. İşverenin özellikle iş kazalarına karşı gerekli önlemleri alma yükümlülüğü söz konusudur…” (10 Hukuk, 2016/12500 E. ve 2018/10564 K.)

iş kazası işverenin kusursuz olması

İş kazasında işverenin kusuru nedir?

Buraya kadar açıkça anlaşılmış olmalı ki, iş kazasından ve meslek hastalığından işverenin sorumlu olması için kusurlu olması gerekir? Peki ama kusur nedir?

“… İşveren, hizmet ilişkisinin ve yapılan işin niteliği göz önünde tutulduğunda, hakkaniyet gereği kendisinden beklenen, deneyimlerin zorunlu kıldığı, teknik açıdan uygulanabilir ve işyerinin özelliklerine uygun olan önlemleri almakla yükümlüdür. Eğer işveren bu konuda gerekli önlemleri almazsa, meydana gelen iş kazası ve meslek hastalığı ile ilgili olarak sorumlu tutulacak ve Kurum bu konuda yapmış olduğu harcamaları işverenden talep edebilecektir. İşverenin sorumlu tutulabilmesi için iş kazası veya meslek hastalığı, işverenin iş güvenliği önlemlerini alma ve özen gösterme yükümlülüğüne aykırı davranışı veya ihmal göstermesi sonucu meydana gelmiş olmalıdır. Diğer bir deyişle, oluşan kazadan sorumlu olabilmesi için işverenin kusurunun kanıtlanması gerekmektedir.” (10 Hukuk, 2016/12500 E. ve 2018/10564 K.).

O halde işverenin kusuru; hakkaniyet gereği işverenden beklenen, deneyimlerin zorunlu kıldığı, teknik açıdan uygulanabilir ve işyerinin özelliklerine uygun olan önlemlerin alınmaması olarak tanımlanabilir.

İşverenin İSG açısından sorumluluğu nasıl belirlenir?

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu 2012 senesinde yürürlüğe girmeden önce, işverenin iş sağlığı ve güvenliği açısından sorumluluğu 4857 sayılı İş Kanunu ve 818 sayılı Borçlar Kanunu’na göre belirleniyordu.

Fakat artık işverenin İSG açısından sorumlulukları 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu hükümlerine göre tespit edilmektedir. Bu sorumluluğun çerçevesi yine Yargıtay’ca çizilmiştir:

“… 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile işverenin sağlık ve güvenlik önlemlerini alma yükümlülüğünü daha ayrıntılı bir biçimde düzenlemiştir. Yeni kanun, hangi önlemlerin alınacağını tek tek saymak yerine işverene genel çerçeve çizen ve hareket alanı tanıyan genel ilkeler getirmiştir. İşverenin genel yükümlülükleri, önlem alma, önlemlerin işlerliğini denetleme ve önlemleri yeniliklere uyarlama yükümlülüğüdür.

Yargıtay uygulamasına göre, mevzuatta belirtilmemiş olsa bile işveren, teknolojik ve bilimsel gelişmelerin gerekli kıldığı iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması amacıyla gerekli olanı yapmak ve gereken koşulları sağlamak, araçları eksiksiz bir şekilde temin etmekle yükümlüdür. Aynı yaklaşım 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununda da benimsenerek 4. maddede işverenin genel yükümlülükleri, 5. maddede risklerden korunma ilkeleri sayılmıştır…” (10 Hukuk, 2016/12500 E. ve 2018/10564 K.).

iş kazası meslek hastalığı sorumluluk

İş kazasının kaçınılmazlığı

İş kazasında işverenin sorumluluğunun bir tür kusur sorumluluğu olduğunu ve işverenin kusuru olmaması halinde sorumluluğunun da olmadığını söylemiştik. İş kazasının kaçınılmaz olduğu durumlarda işverenin sorumluluğunun ne düzeyde olacağı da yine Yargıtay kararında izah edilmiştir:

“… Kaçınılmazlık kanunda tanımlanmamış ancak … Sigorta İşlemleri Yönetmeliği m. 45/3’de düzenlenmiştir. Yönetmeliğe göre, “İşverenin sorumluluğunun tespitinde kaçınılmazlık ilkesi dikkate alınır. Kaçınılmazlık, olayın meydana geldiği tarihte geçerli bilimsel ve teknik kurallar gereğince alınacak tüm önlemlere rağmen, iş kazası veya meslek hastalığının meydana gelmesi durumudur. İşveren alınması gerekli herhangi bir önlemi almamış ise olayın kaçınılmazlığından söz edilemez.”

Kaçınılmazlığın genel bir tanımı yapılacak olursa denilebilir ki kaçınılmazlık, önüne geçmenin imkânsız olduğu veya ne kadar özen gösterirse göstersin, hangi tedbir alınırsa alınsın oluşması engellenemeyen bir durumu ifade eder. İşverenin mevzuatta yer almasa bile, iş sağlığı ve güvenliği yönünden aklın, bilimin, tekniğin gerekli gördüğü her türlü önlemi almak zorunda olduğu Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarındandır. Alınması gereken her türlü tedbir objektif olarak işverenden beklenen makul tedbirler olmalıdır. Hastalığın ortaya çıkmasında kaçınılmazlığın varlığı halinde işveren ve üçüncü kişiler, belirlenen kaçınılmazlık oranında sorumluluktan kurtulacaktır.

Önemle belirtilmelidir ki iş kazalarında işverenin sorumluluğunun tespitinde kaçınılmazlığın etkisinin bulunup bulunmadığını irdelemek daha belirgin iken meslek hastalığı için durum daha farklıdır. Çünkü meslek hastalığı, iş kazasında olduğu gibi aniden veya çok kısa bir zaman içerisinde ortaya çıkmamakta, işin niteliğinden dolayı sürekli tekrarlanan bir sebeple veya yürütüm şartları yüzünden yavaş yavaş meydana gelmektedir. Sigortalı uzun süre aynı işi yapmakta, aynı şekilde çalışmakta, işin yürütümü ve niteliği nedeniyle belirli bir zaman sonra yaptığı işten etkilenmekte ve meslek hastalığına tutulmaktadır. Bazen aynı işyerinde çalışan ve aynı işi yapan sigortalıların birinde veya bir kısmında meslek hastalığı görülürken diğer kısmında hastalık belirtileri ortaya çıkmamakta işin niteliği ve yürütümü herkesi farklı etkilemektedir. Bu nedenle meslek hastalığının meydana gelmesinde tüm kusurun işverene ait olduğunu kabul etmek çoğu zaman hakkaniyete uygun düşmeyecek bir kısım etkenin kaçınılmazlık sonucu meydana geldiğinin kabulü gerekecektir. Sonuç itibariyle sigortalıda meslek hastalığının ortaya çıkması hâlinde işverenin mevzuatta belirtilen yükümlülüklerini yerine getirip getirmediğinin, gerekli özeni gösterip göstermediğinin ve kaçınılmazlığın etkisinin titizlikle araştırılarak ortaya konulması gerekmektedir…” (10 Hukuk, 2016/12500 E. ve 2018/10564 K.).

iş kazasında işveren sorumluluğu

İşverenin kusur oranı

İş kazası sonucu yapılacak inceleme neticesinde SGK görevlilerince ya da mahkeme tarafından görevlendirilen bilirkişilerce belirlenecek olan kusur oranı, işverenin sorumluluk oranını da belirleyecektir.

Böylece öncelikle SGK iş kazası geçiren ya da meslek hastalığına tutulan işçi için yaptığı masrafları ve ödemeleri, işverenden kusuru oranında isteyecek yani ona rücu edecektir.

Ayrıca şu yazımızda açıkladığımız üzere; işveren aleyhine açılacak maddi ve manevi tazminat davaları ile destekten yoksun kalma tazminatı talepli davalarda işveren kusuru oranında sorumlu olacaktır: https://iscidunyasi.com/is-kazasi-sonucu-acilabilen-tazminat-davalari-nelerdir/

Bir Yargıtay kararında işverenin kusur oranının sonuçları şöyle ifade edilmiştir:

“Rücu davaları, kusur sorumluluğuna dayanmakta olup, iş kazasında kusuru olanlar davacı Kurumun rücu alacağından kusurları karşılığında sorumludur. Kusurun belirlenmesinde ise; zararlandırıcı sigorta olayının ne şekilde oluştuğunun, dosya içeriğindeki tüm deliller taktir olunarak belirlenmesi ve kabul edilen maddi olgular doğrultusunda, konusunda uzman sayılacak kişilerden oluşturulacak bilirkişi heyetinden, aynı olay nedeni ile daha önce açılmış ve kesinleşmiş tazminat ve ceza davaları varsa, bu davalardaki kusur raporları ile çelişki oluşturmayacak şekilde kusur oran ve aidiyeti konusunda rapor alınması gereklidir. Kusur durumu saptanırken, iş güvenliği mevzuatına göre hangi önlemlerin alınması gerektiğinin, bu önlemlerin işverence alınıp alınmadığını ve alınmış önlemlere sigortalı işçinin uyup uymadığının, olay tarihinde yürürlükte bulunan 5510 sayılı Kanunun 21. maddesi … hükümleri çerçevesinde değerlendirilerek belirlenmesi gerekir…” (10 Hukuk, 2016/17787 E. ve 2019/3387 K.).

İş kazasında işverenin kusursuz olması

Madem ki iş kazası ve meslek hastalığında işverenin sorumluluğu Yargıtay tarafından “kusur” sorumluluğu olarak görülmektedir; o halde işverenin kusursuz olduğu hallerde sorumluluğunun da bulunmaması gerekir. Nitekim aşağıdaki Yargıtay kararı da bu yöndedir:

“… İnceleme konusu davada; 08.10.2011 tarihinde geçirdiği trafik-iş kazası sonucu vefat eden sigortalının hak sahiplerine ödenen gelirin tahsilinin talep edildiği, dosyada alınan kusur raporunda sürücü …’ın %100 kusurlu bulunduğu, davalı işverenin kusurunun olmadığının belirtildiği, 07.08.2015 tarihli adli tıp raporunda da davalı sürücü …’ın %100 kusurlu, bulunduğu mahkemece kusur raporu esas alınarak davanın kabulü yönünde hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır…

… 5510 sayılı Yasanın 21. maddesine göre işverenin sorumluluğu kusur sorumluluğu olup, kusur izafe edilebiliyorsa sorumlu tutulabilir. Mahkemece, davalı işverenin istihdam eden olması nedeniyle sorumluluğu yönünde hüküm kurulmuş ise de işverenin kaza kaza olayında kusurunun bulunmaması halinde sorumlu tutulması yerinde değildir. Bu kapsamda değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir…”

İş kazasında işverenin sorumluluğuyla ilgili Yargıtay kararları

Aşağıda özetlerine yer verilen Yargıtay kararları, iş kazasında işverenin sorumluluğu konusunu daha iyi anlamanıza yardımcı olacaktır:

“… Hükme esas kusur raporunda davalı işverene %70, kazalı işçiye % 30 kusur izafe edildiği halde, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığınca hazırlanan 17.01.2006 tarihli soruşturma raporunda kazada işveren ve üçüncü bir kişinin de kastı, kusuru ve suç sayılır bir hareketi saptanamamıştır şeklinde düzenlenmiştir. Teftiş raporunda ve dosyada alınan kusur raporu arasında kusur yönünden çelişkili durum irdelenip giderilmemiştir.

Mahkemece, iş kazasının maddi olgusu tespit edilerek raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi işçi sağlığı ve iş güvenliği ile iş kazasının vuku bulduğu iş kolunda uzman bilirkişi heyetinden; kusur oran ve aidiyeti konusunda yeniden rapor alınarak hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir…” (10 Hukuk, 2016/1184 E. ve 2018/2382 K.).

“… Somut olayda; hükme esas kusur bilirkişi heyet raporlarında sigortalıya % 50 ve dava dışı, vefat eden 3. Kişiye % 50 oranında kusur verilmiş olsa da; sigortalı işçi …’nın aşırı süratle ve 0,56 promil alkollü şekilde seyrederek orta miğfer çizgisi üzerinde karşı yönden gelen araçla kafa kafaya çarpışarak kendisinin ve karşı yönden gelen araç sürücüsü …’in ölümüne neden olduğu, trafik iş kazasının bu şekilde gerçekleştiği anlaşılmaktadır.

Gerçekleşen iş kazasında işverenin özen yükümlülüğü kapsamında alabileceği bir tedbirin bulunduğundan ve giderek sorumluluğunu gerektirecek bir kusurunun olduğundan bahsetme imkanı bulunmamaktadır. Trafik kazasının gerçekleşmesinde sigortalının ağır kusuru nedeniyle, iş kazası ile işveren arasındaki nedensellik bağının kesildiğinin kabulü ile davanın reddi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmadan hüküm kurulması usule ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir…” (21 Hukuk, 2018/1221 E. ve 2019/1211 K.).

“… Somut olayda; hükme esas kusur bilirkişi heyet raporunda davalı işveren şirkete her ne kadar % 20 oranında kusur verilmiş ise de; iş kazasının davalı …’ın ve davacının kusurlu davranışı nedeniyle gerçekleştiği anlaşılmaktadır. O halde gerçekleşen iş kazasında işverenin özen yükümlülüğü kapsamında alabileceği bir tedbirin bulunduğundan ve giderek sorumluluğunu gerektirecek bir kusurunun olduğundan bahsetme imkanı bulunmamaktadır. Kazanın gerçekleşmesinde trafik kuralı ihlali yapan davalı … ile davacının kusuru nedeniyle, iş kazası ile işveren şirket arasındaki illiyet bağının kesildiğinin kabulü ile davalı işveren Şti yönünden davanın reddi gerekirken; bu davalının da maddi ve manevi tazminat istemlerinden sorumluluğunu doğuracak şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur.

O halde mahkemece yapılacak iş, davalı işveren şirketin davaya konu iş kazasının gerçekleşmesinde kusurunun bulunmadığı gözetilerek bu davalı yönünden davanın reddine karar vermekten ibarettir…” (21 Hukuk, 2016/15434 E. ve 2017/9843 K.).

“… Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davaya konu kalp krizi olayının kurumca iş kazası olarak kabul edildiği, tarafların kusur durumuna dair iş güvenlik uzmanlarından bilirkişi kusur raporu alındığı, bu raporda kalp krizinin meydana gelişinde davalı ünivertsitenin %5, diğer davalıların %15 oranında kusurlu oldukları, bunun yanında krizin gelişiminde %80 oranında da sigortalıdaki bünyesel faktörlerin etkisinin bulunduğu yönünde görüş bildirildiği, anılan kusur raporunu düzenleyen bilirkişi heyetinde hekim iş güvenliği uzmanı bulunuyor ise de bu hekimin kardiyoloji uzmanı olmadığı anlaşılmaktadır.

İş kazalarından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davalarında zararlandırıcı olaya neden oldukları ileri sürülen kişi veya kişilerin kusur oranlarının kesin olarak tespiti hem maddi hem de manevi tazminat miktarını doğrudan etkilemesi bakımından önem taşımaktadır. Zira maddi tazminat davalarında sigortalının kazanç kaybının hesaplanmasında sigortalının kusuru oranında tespit olunan kazanç kaybından indirim yapılacağı gibi manevi tazminat davalarında hükmedilecek manevi tazminat miktarının takdirinde tarafların kusur durumu mahkemece öncelikle dikkate alınacaktır.

Somut olay kalp krizi nedeniyle ölüm olayı olmasına karşın, kardiyoloji alanında uzman bir bilirkişinin yer almadığı heyet tarafından düzenlenen bilirkişi kusur raporunun hükme esas alınması isabetsiz olmuştur.

Yapılacak iş; sigortalıya ait kazadan önceki döneme dair temin edilebilen tüm tıbbi belgeler ile işyeri şahsi sicil dosyası eldeki dava dosyası arasına celp edildikten sonra, aralarında kardiyoloji alanaında uzman bir hekimin de bulunduğu iş güvenliği uzmanlarından oluşan heyetten kalp krizinin oluşmasında tarafların kusurlarının bulunup bulunmadığı, sigortalının bünyesel faktörleri krizin meydana gelmesinde etkili olup olmadığı, olmuşsa bunların oranları konusunda rapor almak, verilen raporu dosyadaki diğer bilgi ve belgelerle birlikte değerlendirmek ve çıkacak sonuca göre karar verilmekten ibarettir…” (21 Hukuk, 2018/1217 E. ve 2019/2465 K.)

iş kazası işveren kusur oranı

SONUÇ

İş kazasında işverenin sorumluluğu konusunun kafa karıştırıcı olduğunun farkındayız. Bu kafa karışıklığı aslında sadece size ait değil; Yargıtay bile yıllar içerisinde farklı içtihatlar geliştirmiş ve kusur esaslarını değiştirmiştir.

Geldiğimiz son durum itibariyle Yargıtay, işverenin sorumluluğunu KUSUR sorumluluğu olarak görmektedir. Bunun anlamı; bir iş kazası olduğunda ya da işçi meslek hastalığına tutulduğunda, sorumluluk tespiti için öncelikle işverenin kusurunun olup olmadığına bakılması gerektiğidir.

SGK görevlilerince ya da mahkemenin gerekli görmesi halinde bilirkişi tarafından yapılan inceleme sonucunda işverenin kusuru oranlanmaktadır. İşte bu oran, işverenin ne kadar sorumlu olduğunu ya d aolmadığını belirleyecektir.

Çünkü bir iş kazası ya da meslek hastalığı sonucunda; SGK tarafından yapılan ödemeler ve masraflar, işçinin işverenden talep edebileceği maddi ve manevi tazminatlar söz konusudur. Örneğin SGK işçiye yaptığı tüm ödemeler ve masrafları, işverenin kusuru oranında ondan isteyecektir. Benzer şekilde işçinin işveren aleyhine açabileceği tazminat davalarında da işveren kusuru oranında sorumlu olacak ve tazminat ödeyecektir.

İşverenin gerçekleşen iş kazasında ya da meslek hastalığında kusursuz olması ise pratikte çok zor olsa bile, eğer işveren gerçekten de kusursuz bulunursa; bu defa hem SGK yaptığı masraflar için işverene rücu edemeyecek hem de işçi ya da mirasçıları işverenden tazminat talep edemeyecektir.


İşçi Dünyası
Zeynel Abidin Özkale
İşçi Dünyası'nın editörü olan olan yazarın, İş ve Sosyal Güvenlik hukuku üzerine yazdığı diğer yazılarına buradan ulaşabilirsiniz.

Bir yorum yaz

E-posta hesabınız ve şehir bilgileriniz yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.