İşe Başlayan İşçinin Kendisini SGK’ya Bildirmesi

  • Sigortam halen yapılmamış…
  • Deneme süreli dediler, sigorta yapmamışlar…
  • 5 aydır ssk’sız çalışıyormuşum…
  • Hastaneye gittim, sigortan yok dediler geri döndüm…
  • Vb…

Yukarıdaki yakınmaları çalışma hayatı boyunca hem büyüklerimizden, hem de çevremizdeki arkadaşlardan duyarız. Hatta zaman zaman belki biz bile bizzati yaşarız. Yeni bir işe girilmiş, hayat olağan akışında seyretmeye başlamıştır. Ve zamanla yukarıdaki gibi olaylar başımıza gelince aslında bir yerlerde hata olduğu aklımıza geliverir.

Maalesef ki İşyerlerinde hizmet akdine tabi olarak çalışanların, sigortalı bildirim belgesi ile kendilerini sigorta müdürlüğüne bildirmesi uygulaması yıllardır yürürlükte olmasına rağmen halen çalışanlar tarafından bilinen bir uygulama değildir.  Halbuki 5510 sayılı Kanunun 8’inci maddesinde;
Sigortalılar, çalışmaya başladıkları tarihten itibaren en geç bir ay içinde, sigortalı olarak çalışmaya başladıklarını Kuruma bildirirler. Ancak, sigortalının kendini bildirmemesi, sigortalı aleyhine delil teşkil etmez, ibaresine yer verilmiştir.

İşveren ya kasıtlı olarak ya da ihmalkarlık sonucu sigorta pirimini ödememiştir. Böylece işçi kayıt dışı istihdam ile iş görmekte olup birçok hakkından da mahrum bırakılmıştır. Gelişen teknoloji ve yeni konsept iş hayatı uygulamaları bu konularda bazı yenilikler getirmiştir.

Mesela E-Devlet şifreniz ile SGK üzerinden bir işyerinde çalışmaya başladığınızı Devlete bizzat basit bir şekilde ve ücretsiz olarak (Hatta kaleme kağıda dahi dokunmadan) bildirebiliyorsunuz.  Bu yazımızda kısaca bu hususun nasıl yapıldığını göstereceğiz.

 

İşe başlayan işçi 1 ay içerisinde E-Devlet şifreleri ile  https://www.turkiye.gov.tr/sgk-4a-sigortalilik-bildirimi bağlantısına giderek iş sözleşmesinde bulunan kendi bilgilerini girmek sureti ile kuruma bildirmiş olur.

Böylelikle SGK tarafından, sigortalının ilgili işveren tarafından bildirilmediğinin ya da bildirildiği hâlde sigortalı bildirimi arasında farklılık bulunduğunun tespiti hâlinde durum bir yazıyla sigortalıya, gerekirse işverene de bildirilecek, yapılan bildirimlerin sonucunda sigortalı ile işverenin bildirdiği işe başlama tarihleri arasındaki farklılık giderilemezse, kontrol ve denetim sonucuna göre işlem yapılabilecek ve hakkaniyet bulunacaktır.


İşçi Dünyası
Zeynel Abidin Özkale
İşçi Dünyası'nın editörü olan olan yazarın, İş ve Sosyal Güvenlik hukuku üzerine yazdığı diğer yazılarına buradan ulaşabilirsiniz.

6 Yorum

  1. Bu durum bazen başağrısına neden olabilecek sıkıntılar içeriyor.evet bazı işyerleri devlet desteğini alabilmek için bu kanuna uysada,sorunlu bir uygulama olacak gibi duruyor..
    Burada en büyük sıkıntı sgk bilbiriminin gerçek maaş yada asgari ücret olarak bildirilmesinden doğacaktır.Yine öte yandan diğer bir sıkıntı,işverenin sezonluk olarak düşündüğü birine sigorta yapmak istememesi ama çalışanın kendini sgk ya hemde gerçek ücreti üzerinden bildirim yapması sorunlar doğuracaktır.
    Her ne kadar işçi,ister bir gün isterse uzun süreli olarak çalışsada,sigortasının gerçek maaşı üzerinden yapılması kanuni bir zorunluluk olsada,şüphesiz işverenler bunu da delecek piyasa koşullarını en kısa zamanda üreteceklerdir..
    Ne yazık ki,iş dünyasında iş yasalarına uyacak işverenlerin pekte olmadığı bir ülkede yaşıyoruz.Bütün olup bitenler emeğe doğru uzatılan havuçtan iberttir..İşte gerçek sadece budur.
    Daha 25 yıl öncesine kadar,memleketin bütün sorunlarına rağmen,fazladan yaş yoktu.fazladan prim günü yoktu,emekli aylığı bağlanma oranları yüzde 60 lar civarındaydı.bu gün ise yüzde 30 hatta 28 ler civarında.Yani 1500 lira alan bir emekli bugün emekli olsa en fazla700-800 tl emekli aylığı alacak,bu insanların hatası daha sonra doğmuş olmakmı.1999 yaraladı,2008 öldürdü…Hiçbir hükümet yerine koymadan hiçbir yasa çıkarmaz.Çalışanlara adeta devrimmiş gibi gösterilen minicik haklar bile,ulaşılması çok zor koşullarla gerçekleşiyor.Bu konuda gerçek bir milat lazım,ama ne yazıkkı hiçbir hükümet bu yükün altına girmek istemez.hal buyken bizde bu şekilde kendimizi avutur dururuz.
    İşte seçime yaklaşıyoruz,hergangi bir partinin vaadinde insanların refahını ilgilendiren bir vaat görüyormuyuz,en azından ben görmüyorum.varsa yoksa darbe,demokrasi,siyasal özgürlük,başkanlık vs..Nerde emeğin hakkı,nerde emeklinin hakkı..Oy versin diye emekliye bayramda verilecek 1000 tl lik ikramiye havuçtan ibarettir..1000 tl bir defa bilemedin iki defalıktır,oysa aylık bağlanma oranında yapacağın gerçek bir politika insanların gerçeği görmesine çok daha yardımcı olur
    Bir ülkenin insanına ne kadar değer verdiğini anlamak için sosyal politikalarına bakmak gerekir,hastane hizmetleri nasıl,hangi ilaçlarını veriyor vermiyor,hangi hizmetleri kapsıyor kapsamıyor,emeklisine,duluna,yetiminine ne kadar değer veriyor vs.Yukarıdan bakınca çok iyi görünsede,pratikte pek uygulanmayan yada uygulanmak istenmeyen yasalarla dolu maalesef…Sgk nın muhasebe sistemi bile,yani biz gittiğimizde maaşımızı hesaplayıp söyleyen memurun baktığı ekrandaki sistem bile hatalı.
    1 mayıs gibi işçinin bayramı olan bir günde bile işçiyi çalışmaya zorlayan bir sistem ve buna göz yumanlar var.Durumu bundan daha iyi özetleyecek başka birşey varmı işçi dünyası için….Hakların daha adilce bölüşüldüğü günler dileğiyle…

  2. Zeynel bey,
    Yorumuma teşekkürünüz için ben teşekkür ediyorum..Affınıza sığınarak bir konuda görüşünüzü almak istiyorum..
    Kısaca özetlemek istiyorum.Üç ay önce,üç yıldır çalıştığım işyerinden ayrıldım.şu an hukuki durumdayız.Malumunuz,4857-24 te bahsedilen hakların birçoğunu,mevcut koşullarda çalışanların çoğu zaten hakediyor dolayısıyla bende bu haklarımı kullanarak ayrılmak istiyordum.(yıllık izin verilmemesi,sgk ya gerçek ücret bildirilmemesi,haftalık 50 saati aşan koşullarda,denkleştirme olmamasına rağmen fazla mesai verilmemesi,şahsen benden,olması gerekenden daha fazla adet üretim istenmesi v.s.)..tabi olarak bu durumun belge yoksa şahitlerle ispanlanması gerektiğini biliyorum,ama bu konuda sıkıntı yaşayacağımı düşünmüyorum,ispat gerektirmeyen durum ise sadece yllık izin kullanmamış olmam..
    Üç ay önce işten dolayı yaşanan tatsız bir olay neticesinde,işverenin -kapat makinayı kardeşim- demesiyle ve zaten 4857-24 teki haklarımdan dolayı ayrıldım.Bir avukatla anlaştım.noterden ihtarname çektim,ihtarnameyi avukat,işverenin-kapat makinayı kardeşim-demesinden yola çıkarak işverenin haksız yere çıkardığından hareketle hazırladı..ihtarnameye gelen cevapta ise,herne kadar benim ihtarname tarihimden sonra olsada,bir yandan,şöyle kötüsün,böyle kavgacısın,herkese hakaret ediyorsun tutanakla sabit diyor (tutanağa şahit yazdığı kişilerin olayla,durumla,bölümümle hiç alakası yok,sadece sigortalı olan kişiler onlar olduğu için)..,öte yandan kısacası özür dile gel çalışmaya devam edelim diyor..Bu arada beni devamsız gibi gösterebilmek için sigortamı bilerek devam ettiriyor,yine bu arada tazminat konusunda benimle konuştular ama sorun şu ki işveren olması gerekeni değil canının istediği rakamı bana önerdi..
    Son durumda şu anda arabulucunun davetini bekliyoruz.Sizin görüşünüzü almak istediğim konu ise şunlar..
    1-Tazminat ve alacak davaları basit yargılama hükmüne girdiği halde,sözlü beyanın yeterli olması gerektiği halde,neden ispat yükümlülüğü çalışanın üstüne yüklenir..
    2-Yıllık iznin kullandırılmaması çalışanın haklı fesih hakkını kazanmış olmasını gerektirmiyormu,
    a) -zira avukat tek başına haklı fesih nedeni sayılmaz diyor,halbuki kanun öyle demiyor..
    b)-olurda işler tersine giderse bu durum,diğer alacaklarımında yolunu açarmı?. fazla mesai,reel mmaşın brütünden kıdem tazminatı kaln son maaşım v.s.Zannımca faydası olmaz ama,belki bilmediğim haklar vardır
    3-Bu davanın iki yıldan fazla süreceği söyleniyor siz ne dersiniz.
    Görüşünüzü almak benim için önemli,zira milli coğrafyanın,milli tarihin öğretildiği ama milli hakların öğretlimediği bir toplumda insanları bilgilendiren platromlara çok ihtiyacımız var..
    Hani gücüm yetse,bilgim yetse bende daha büyük kitlelere birşeyler anlatabilmeyi çok isterdim. Çünkü insanlara haklarını atlatmayı onurlu birşey olarak görüyorum.Çünkü çok büyük bir çoğunluk hakkı olduğu halde haksızlıkların arasında,değirmen taşının buğdayı ezdiği gibi ezilip gidiyor ne yazık ki..

    1. Merhaba. Bütün sorularınıza detaylı cevap vermem çok zor. Yine birkaçına cevap vermeye çalışayım:
      1- İspat yükü her zaman işçinin üzerine değildir. Ama bazen yazılı evrak gerekmesi normaldir ve işçi ya da işverenin ikisi için de bu zorunluluk olabilir.
      2- Yıllık iizn kullandırılmaması tek başına bir haklı fesih sebebidir. Avukatınız eksik bilgi vermiş. Ama önemli olan kaç gün yıllık izniniz içerideydi? Örneğin sadece 3-5 gün ise avukatınız haklıdır.
      3- Bazı davalar 8 ayda biterken bazıları 3 yıl da sürüyor. En doğrusunu avukatınız bilir.

      Sözlerinize de ayrıca katılıyorum. İnsanlar hakkını aramayı bilseydi, bu kadar zulüm elbette olmazdı.

  3. Ayrıldığım iş yerini mahkemeye verdim arabulucu da anlaşmayı kabul etmedi 10. Ayda mahkeme var.2 defa işverenin zoruyla işsizlik maaşı aldım işsizlik maaşı aldığım zaman için beni şikayet edeceğini söylüyor burda suçlu ben iyim işvereni midir kendim SSK çıkışı ı yapamam ki beni suçluyor işverenim SSK çıkışımı 5-6 defa kendisi muhasebeci arayıp yaptı kabul etmezsem işten çıkaracağı için sesimi çıkaramıyordum şimdi işten çıkardığı için mahkemeye başvurdum

Bir yorum yaz

E-posta hesabınız, telefon ve şehir bilgileriniz yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.

Bu yazımızı, alttaki sosyal medyada hesaplarının birinden paylaşan ziyaretçilerimizin yorumları ÖNCELİKLE cevaplanmaktadır. Yorum yaptığınız kullanıcı adıyla Sosyal Medya kullanıcı adınızın aynı olması yeterlidir.